top of page

İNSAN BEYNİNDE DOPAMİN ve BAĞIMLILIĞA ETKİSİ

Güncelleme tarihi: 13 Ağu 2022

Dopamin, nukleus akkumbens’in çekirdek kısmından salgılanan bir nörotransmitterdir.

Beynimizin farklı bölgelerinden salgılanır. Bunlardan biri substantia nigra diğeri ise ventral tegmental alandır. Bu iki beyin hücresinin ürettiği dopamin beyinde sinyalleri taşımakla görevlidir.


Substantia nigra’dan salgılanan dopamin hareketlerin ve konuşmanın başlamasına yardımcı olur.

Bu bölgeden salgılanan dopaminin miktarı azaldıkça kişi hareketi başlatmakta zorluk çekebilir.


Vental tegmental alandan salgılanan ise genellikle bir ödül alındığında beyne dopamin gönderir. Bu salgı beyne aldığı şeyin daha fazlasını almanın daha mutluluk verici olduğunu da iletir.


Dopamin genel olarak “haz kimyasalı” olarak tanımlansa da vücutta farklı işlevleri de bulunur.


İnsanlarda ve bazı hayvanlarda üreme, yeme, zevk alma gibi duygular üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Dopamin ayrıca pekiştirmeye de yardımcı olabilir. Bir insanı veya bir hayvanı tekrar tekrar herhangi bir eylemi yapma konusunda motive eder. Yapılan bazı araştırmalarda dopaminin ruh hali üzerinde de etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Haz aldığımız eylemleri tekrarladığımızda bizi mutlu edebilmesi gibi...


Bağımlılık ödül, hafıza, motivasyonu içeren beyin sisteminin kronik bir bozukluğudur.

Bu bozukluk, vücudumuzun bir maddeyi nasıl ve ne kadar istediğiyle ilgilidir. Ayrıca bağımlılık insana psikolojik ve fiziksel olarak zarar vermesine rağmen bir kimyasal, uyuşturucu, sosyal medya, ilaç gibi maddeleri bırakma zorluğu olarak da tanımlanabilir.


Bir kişi herhangi bir şeye bağımlı hale geldiğinde bir maddeyi nasıl kullandığını veya bir faaliyete neden ve nasıl katıldığını kontrol edemez ve bu o kişinin günlük hayatıyla baş etmesini zorlaştırır. Kişinin yaşadığı bu zorluk onu tekrar haz aldığı şeyi kullanmaya veya yapmaya iter bu durumda bağımlılık gelişmiş olur.


Bağımlılığın birkaç belirtisi vardır. Bunlar;

· Hayatınızı etkilese de bağımlılık yapan şeyi tekrar tekrar kullanmayı istemek

· Depresif, kızgın, üzgün ve karamsar olmak

· Diğer aktivitelere olan ilgiyi kaybetmek

· Uyku düzensizliği, kilo kaybı, yeme bozukluğu yaşamak

· Bağımlı olduğunuz şeyleri bırakırken yoksunluğa girmek veya şiddetli titremek


İNSAN BEYNİNDE DOPAMİN VE BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ

Beynimizdeki ödül merkezi zevk aldığımız eylemlere karşın dopamin salgılar. Beynimizdeki bu kısım hafıza ve motivasyonla yakından bağlantılıdır.

Genel olarak baktığımızda; olumlu bir his yaşadığımızda, bizi daha mutlu ve iyi hissettirecek eylemleri gerçekleştirdiğimizde ve dopamin ödül merkezlerinin yollarına salındığında beynimiz birkaç şeyi hemen not etmeye başlar;

· Bu yaşadığım duyguyu ne tetikledi? Bir insan mı? Bir davranış mı? Yediğim bir şey mi? Bu deneyimi ne zaman yaşadım?

· Etrafımda şu an onu bulabilir miyim? Yaşadığım hazzı tekrar hissetmek için neler yapabilirim?

Bu sorulara cevap bulduğumuzda aynı şeyleri tekrar yapmak için bir dürtü hissederiz. Bu dürtü inanılmaz derecede güçlü ve bazen katlanılması zor olabilir.


Kişinin beyninde üretilen dopamin miktarı normal ve yeterli seviyede iken dışarıdan herhangi bir sebeple dopamin alındığında beyin buna cevap olarak dopaminin dışarıdan da alındığını düşünerek daha az dopamin üretmeye başlar. Zararlı maddelerin veya haz alınan aktivitenin etkisi geçtiğinde beyinde bulunan dopamin miktarı olması gereken daha az durumdadır. Bunun sonucunda kişi dopamin artışını sağlamak için tekrar zararlı maddeyi kullanma ihtiyacı hisseder. Bu süreçten sonra ise maddenin tekrar tekrar kullanılması sebebiyle beynimiz o maddeye karşı tolerans geliştirir. Kişi artık kullandığı maddeyi beynin normal dopamin seviyesine ulaşması için kullanır. Madde kullanımına tolerans arttıkça kişi artık o maddeyi kullanmaktan haz aldığı için değil amigdalanın dopamin üretimine karşı hassas durumda olmasından dolayı maddeyi kullanmaya devam eder. Böylece bağımlılık gerçekleşmiş olur.


Dopaminin beyinde etkisini araştırmak için 1954 yılında Peter Milner ve James Olds fareler üzerinde oldukça radikal bir deney yaptılar. Beynin “G Noktası” olarak da bilinen bir çift elektrot tel yerleştirdiler. Bu telleri elektrik akımını ileten bir kaldıraca bağladılar. Daha sonra ise fareleri bu kaldıraca basabilmeleri konusunda eğittiler. Fareler kaldıraca bastılar ve beyinlerine elektrik akımı iletildi. Bunu yapmaktan o kadar hoşlandılar ki kısa bir süre sonra yemek yemeyi ve su içmeyi bırakıp dakikada 2000 kez olacak şekilde sürekli kaldıraca basmaya başladılar. Böylece Olds ve Milner beynin zevk merkezine ulaştıklarını ve farelerin dopamin salınımına dolayısıyla da kaldıraca bağımlı hale geldiklerini fark ettiler. Daha sonra farelere beyinde dopamin salınımı engelleyen ilaçlar verildi. Biraz süre sonra fareler zevk kaldıracına basmayı durdurdu ve normal fare davranışlarına döndüler. Haz ortadan kaldırıldı böylece kaldıraç artık sadece bir telden ibaretti.


Aynı amaçla 1970 yılında New Orleans Tulane Üniversitesi’nden psikolog Robert Heath, aynı stimülasyonu insanlar üzerinde denedi. B-19 mutsuzdu ve ayrıca eşcinsel eğilimi gösterdiği için ordudan atılmıştı. Tedavi edilebilmesi umuduyla Heath B-19’un beynine elektrotlar yerleştirdi. B19 bu elektrotları bir tuşla kontrol edebiliyordu. Bir oturumda binden fazla kez tuşa bastı ve beynine haz uyarısı gönderdi. Uyarılma sonucu B-19 hem kadınları hem erkekleri çekici buluyordu. Elektrot çıkarıldığında ise bu cinsel istek kesinlikle son buluyordu. Heath B-19’a nasıl hissettirdiğini sorduğunda “mükemmel” “iyi” gibi sözler duymayı bekliyordu ama bu cevapları almadı ve B-19 bu durumdan hoşlanmadığını söyledi. Peki o zaman neden tuşa basmaya devam ediyordu? Çünkü salgılanan dopamin o eylemi sevmesini değil o eylemden haz almasını ve bağımlı hale gelmesine sebep oluyordu.


Sonuç olarak dopamin bağımlı hale gelmeye sebep olan birkaç faktörden yalnızca biridir. Bağımlı olunduğunda sanılanın aksine dopamine bağımlı olunmaz. Dopamin salgısının sebep olduğu haz, mutluluk gibi duygulara bağımlı olunabilir.


Yorumlar


bottom of page